Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu’nun ölümü Mersin’de emekli sendikalarının tepkisine neden oldu. Mersin Emekli Sendikaları Platformu, “Bu yalnızca bir intihar değil, siyasi bir cinayettir” diyerek, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekti.
Mersin emekliler, 25 Eylül’de Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu’nun ölümüne ilişkin yaptığı açıklamada, olayın yalnızca bireysel bir intihar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan eylemde emekliler adına konuşan İsmail Hakkı Çobanoğlu, “25 Eylül'de, Ankara'da Anayasa Mahkemesi önünde ve Türkiye'nin dört bir yanında emekliler seyyanen zam ve insanca yaşam talepleriyle alanlara çıktığı sırada, emekli polis Ali Şekeroğlu'nun Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son vermesi hepimizi derinden sarsmıştır. Öncelikle bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Hiçbir emekli, hiçbir yurttaş öfkesini ve çaresizliğini kendi canına ya da bir başkasının canına zarar verecek noktaya taşımamalıdır.
Bizim mücadelemiz barışçıl, demokratik ve meşru bir hak mücadelesidir. Emeklilerin insanca ve onurlu bir yaşama kavuşmasının yolu örgütlenmekten, dayanışmadan ve birlikte mücadeleden geçmektedir. Ancak Ali Şekeroğlu'nun ölümünü yalnızca "bireysel bir intihar" olarak görüp arkasındaki ekonomik, toplumsal ve siyasi koşulları yok saymayı da kabul etmiyoruz. Çünkü Ali Şekeroğlu daha önce ne istediğini kendi sözleriyle anlatmıştı. Anayasal hak olan insan gibi yaşamak ve geçinebilmek için sesimizi duyuralım. Yönetenlere seslenerek: ‘Devletimizi ve bizleri yönetenler de duysun’ demişti. Bir başka paylaşımında: ‘Vatan sevgimizi kimse sorgulayamaz, ancak açlıkla da cezalandıramaz’ diye yazmıştı. Ve Anayasa Mahkemesi önüne geldiğinde elindeki dövizde: Para içinde değil, onurumuz için yazıyordu.
“BUNU NORMALLEŞTİRMEYECEĞİZ”
Ali Şekeroğlu daha ne deseydi? Bu nedenle soruyoruz: Bu yalnızca bir intihar mıdır? Biz bu ölümün yaşandığı koşulların siyasi sorumluluğunu görüyoruz ve bu anlamıyla söylüyoruz. Bu yalnızca bir intihar değil, siyasi bir cinayetti. Emeklilerin içine sürüklendiği ekonomik çıkmazın sonuçları artık yalnızca mutfakta, pazarda, kirada ve faturalarda görülmüyor. Yoksulluğun psikolojik ve toplumsal sonuçları da giderek ağırlaşıyor. Bu tablo kendiliğinden ortaya çıkmadı. Emekli aylıklarını emekliler belirlemedi. 5510 sayılı yasayı emekliler çıkarmadı. Seyyanen artışın çalışan kamu görevlilerine verilip emeklilere yansıtılmamasına emekliler karar vermedi. Bütçeyi, vergi politikasını, sosyal güvenlik sistemini ve kamu kaynaklarının nereye aktarılacağını emekliler belirlemedi. Bunları siyasi iktidar belirledi. Dolayısıyla bugün milyonlarca emeklinin içine sürüklendiği yoksulluğun, geçim sıkıntısının ve geleceksizliğin siyasi sorumlusu, yıllardır bu politikaları uygulayan AKP iktidarıdır. 5510 sayılı yasayla emekli aylıklarını aşağı çeken sistemi kuran, emeklilerin milli gelirden aldığı payın gerilemesine yol açan politikaları sürdüren, seyyanen artışı emeklilere vermeyen ve milyonlarca emeklinin ‘Geçinemiyoruz’ feryadını duymayan siyasi iktidar bu sorumluluktan kaçamaz. Şekeroğlu'nun ölümünün bütün nedenlerini bilemeyiz ve tek bir nedene indirgeyemeyiz. Ancak bir emekli ‘İnsan gibi yaşamak istiyorum’, ‘Açlıkla cezalandırmayın’, ‘Yönetenler sesimizi duysun’ dedikten sonra Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veriyorsa, siyasi iktidar ortaya çıkan bu ağır tablonun sorumluluğunu görmezden gelemez. Üstelik hala iktidardan bu sorumluluğu üstlenen güçlü bir açıklama duymuyoruz. Bir emekli Anayasa Mahkemesi önünde yaşamını yitiriyor.s Ve siyasi iktidar sessizliğini sürdürüyor. Bunu normalleştirmeyeceğiz.
“KAYNAK KİME VAR, EMEKLİYE NEDEN YOK?”
Bir tarafta emekliye ‘Kaynak yok’ deniliyor. Diğer tarafta milyarlarca liralık fon ve borsa soruşturmaları kamuoyunun gündemine geliyor. Faize trilyonlarca lira ayrılıyor. Kamu kaynaklarının kimlere ve hangi önceliklerle aktarıldığı tartışılıyor. O halde soruyoruz: Kaynak kime var, emekliye neden yok? Bir ömür çalışan, vergisini veren, primini ödeyen milyonlarca emekliye insanca yaşayabileceği bir aylık sağlamak neden ‘yük’ olarak görülüyor? Bütçe yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Bütçe siyasi tercihtir. Kime kaynak ayırdığınız, kimden vergi aldığınız, ekonomik krizin yükünü kimin sırtına yüklediğiniz ve emekliye nasıl bir hayat sunduğunuz siyasi tercihtir. Ve bu tercihlerin sahibi bugün ülkeyi yöneten siyasi iktidardır. Emeklileri açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden bu düzenin siyasi sorumlusu AKP iktidarıdır. Ali Şekeroğlu bize çok ağır bir söz bıraktı: ‘Para için değil, onurumuz için!’ Bu sözü bir insanın yaşamına son vermesini yüceltmek için değil, yaşayan milyonlarca emeklinin onurlu yaşam mücadelesini büyütmek için sahipleniyoruz. Bu söz yerde kalmayacaktır. Ama bunun yolu kendi yaşamımızdan vazgeçmek değildir. Yaşamak, örgütlenmek, yan yana gelmek ve hakkımızı birlikte aramaktır. Bugün önümüzdeki en temel görev; emeklilerin, emek örgütlerinin ve demokrasi güçlerinin yan yana gelerek birleşik, demokratik ve barışçıl mücadeleyi büyütmesidir. Biz sadaka istemiyoruz. Lütuf istemiyoruz. Bir ömür verdiğimiz emeğin ve ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. İnsanca beslenmek, barınmak, sağlık hizmetlerine ulaşmak; çocuklarımıza ve torunlarımıza mahcup olmadan, yarından korkmadan yaşamak istiyoruz” dedi.
